4

İki Renkli Kek

3/3/2008 tarihinde yazıldı.
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

 

 

Aslında kalıptan taşan bir kek olmuştu ama ben ikide bir sabredemeyip kapağı açtığım için biraz söndü. Fakat benim kalıbım kelepçeli kalıpların en büyüğü yinede iyi kabardı. Daha   küçük bir kalıpta çok daha güzel kabaracağı kesin.

 

 

çok fazla kek tarifi bilmeme rağmen hala da bir yere gidipte yediğim,  tadı hoşuma giden tarifleri alamadan yapamıyorum. Ve bu kadar tariften sonra şunu anladım ki bu bir sanat ve aynı ölçülerde de yapılsa yinede herkezin ortaya çıkarttığı lezzet çok başka. Şu resimde gördüğünüz keki annemin bir arkadaşında yedim ve muhteşem bir lezzeti vardı ama ben yaptığımda lezzeti bana göre çok güzeldi ama yediğim diğer kekle apayrı bir tatı vardı. Neyse lafı fazla uzatmadan tarife geçeyim.

 

Malzemeler:

 

- 4 adet yumurta

- 1 su bardağı tepeleme şeker ama siz 1.5 katın çünkü bana biraz az geldi şekeri.

- 1 su bardağı süt

- 1 su bardağı sıvı yağ (Ben yarım su bardağı z. yağı koydum.)

- 2 yemek kaşığı kakao

- 4 yemek kaşığı süt (kakaonun daha güzel dağılması için)

- yarım tatlı kaşığı yemek sodası

- yarım limon (sodağı köpürtmek için)

- 1 paket vanilya

- 3 su bardağı elenmiş un

- Arzuya göre iri kırılmış çeviz içi

- Arzuya göre kuru üzüm

 

Yapılışı:

 

-Yumurta ve şeker iyice köpürünceye kadar çırpılır.

- Süt, Sıvı yağ, vanilya ve elenmiş unda ilave edilir ve yarım tatlı kaşığı sodanın üzerine yarım limon sıkılır iyice köpürtülür ve una ilave edilir. Eğer limonla köpürtülmez de direkt  ilave edilirse kekte soda kokusu oluşabilir.

-En son olarak ceviz ve üzümde ilave edilir ve malzemenin yarısı yağlanmış kek kalıbına dökülür. Kalan diğer yarısına 2 yemek kaşığı kakao ilave edilir ve kakaonun daha güzel dağılması için 4 yemek kaşığı süt ilave edilerek tekrar karıştırıp kalıptaki diğer malzemenin üzerine dökülür.

-170 dereceli fırında içine çekene dek pişirilir.

 

NOT: Benim yediğim kek sanki ıslak kek gibiydi ya yediğim kekin sahibi içini fazla çektirmeden çıkarttı o nedenle öyle yada ben bir yerde hata yaptım  çünkü benim yaptığım kek sünger gibi oldu ve cuma günü yapmama rağmen bugün pazartesi hala ilk günkü kadar tazeleğini korudu. Bana göre süngerimsi olması kıvam açından çok mükemmeldi.

 

Afiyet Olsun...

 

 

 

Bu çorbanın tarifini Portakalağacı'ndan almıştım ve lezzeti çok hoşuma gitti. Bu nedenle oradan öğrendiğim tarifi size aynen aktarıyorum.

 

Malzemeler:

 

- 500 gr. kültür mantarı

- 2  yemek kaşığı tereyağı

- 4 yemek kaşığı un

- 1lt soğuk su

- tuz

- 1,5 su bardağı süt

 

Yapılışı:

 

-mantarları yıkayıp küçüklerini ikiye, büyüklerini dörde bölün. hepsini ince ince doğrayın.

-orta boy bir tencerede yağı ve unu kavurun. kavrulunca tencereye suyu ekleyin ve blendır yardımıyla karıştırın. su kaynayınca mantarları ve tuzu ilave edip yaklaşık 20 dakika pişirin.

-piştikten sonra sütü ekleyin. 1 taşım kaynatıp altını kapatın.

 

Not: Üzerine sadece süs olsun diye küçük bir taze nane yaprağı koyacaktım kızım çok ısrar ettiği için yaprağı parçalayıp üzerine koyduk. Bence herkez kendi zevkine göre karabiber yada kırmızı biberle süsleyerek ikram edebilir.

 

Afiyet olsun..


2

Sosisli Milföyler

22/2/2008 tarihinde yazıldı.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

İki gece önce ailecek bir arkadaşımın evinde diğer arkadaşlarla beraber toplandık . Eee bu gırgır arasında birşeyler atıştırmadan da olmaz ya bu nedenle arkadaşım bir sürü şeyler hazırlamış. Ama nedense kızım sadece sosisli milföy böreği yedi hemde o küçücük midesiyle 6-7 tane. Bende bugün cuma olduğu için hadi bir kek yapayım birde sosisli millföy yapayım dedim. Aslında tarifini vermeye gerek yok ama olsun belli mi olur belki bilmeyenler vardır.

 

SOSİSLİ MİLFÖY BÖREĞİ

 

Malzemeler:

-Arzu edilen miktarda milföy hamuru

-Sosis

-1 yumurta sarısı

-Susam

 

Yapılışı:

-Milföy hamurları dolaptan çıkartıldıktan sonra yumuşaması için bir süre dışarıda bekletilir

-Yumuşayan milföyler ortadan ikiye kesilir

-Sosislerde milföy boyunda kesilir ve yumuşayan milföylerin arasına konulur ve küçük rulo yapılır.

-Tepsiye konulur ve üzerine 1 yumurta sarısı sürülüp susam ekilir 200 derecelik fırında pişirilir.

 

Afiyet olsun..

 

Normalde et seven biri değilimdir. Fakat babam anneme "hanım şöyle bol yağlı bir kavurma yap" değince hemen bende etten az  bir  parçasını bana ayırmasını rica ettim. Çünkü babamın bol yağlı ve bol salçalı yemek yeme alışkanlıkları bize kilo olarak geri döndü. Neyse annem eti çabuk olması açısından biraz düdüklüde haşladı ve ben bir kısmına el koydum saç kavurma yaptım. Tabi biberlerini filan çok soteleyemedim çünkü bir yere gitmemiz gerekliydi ve saat akşam yemeği hazırlamak için biraz geç olmuştu. Görüntüsü pek hoş olmamakla birlikte lezzeti açısından hiç de fena değildi. Neyse lafı uzatmadan tarife geçmek istiyorum.

 

SAÇ KAVURMA

 

Malzemeler:

- Yapacağınız miktarda küçük küçük doğranmış kuşbaşı et (Ben annemin orta boy doğranmış ve kısa bir süre haşlanmış olan etini kullandım.

- 4-5 adet yeşil biber

-2 orta boy kuru soğan

-2 adet domates

-1 tatlı kaşığı kekik

-1 tatlı kaşığı pul biber (Arzuya göre)

-Bir tutam karabiber

-Arzu edilen miktarda tuz

-1 yemek kaşığından az tereyağ

-sebzeleri sotelemek için çok az sıvı yağ

-Ve şayet varsa saç

 

Yapılışı:

-Tüm sebzeler küçük küçük doğranır.

-Saç yada teflon tavaya etimiz alınır.

-Etiniz şayet çiğse kendi suyunu çekene dek kavrulur sonra bir miktar sıvı yağ ilave edilir tekrar kavrulur ve önce soğan atılır bir miktar sotelendikten sonra arkasından biber ve domates ilave edillir.

-En son olarak baharatlar ilave edildikten ve bir miktarda da lezzet vermesi açısından arzuya göre tereyağı ilave edilerek kısık ateşte sebzeler ve et pişinceye kadar pişirilir.

-Ve piştikten sonra ekmekle bandıra bandıra yenilir :)

Afiyet Olsun.

 

 

Küçük kasabanın küçük penceresinde başladı herşey. Aslında hayallerdi ilk başlayan. İşten geldiğim zaman çerçevesi eskimiş penceremin önüne oturup saatlerce hayalini kurardım bilinmeyen uzaklıkların. Bildiğim tek bir şey vardı bilinmeyen uzaklarda sen vardın. Gece ışıkların yansıması eve başka bir hava verirdi adeta. İçini kapladığım o boğucu evden, eve yayılan ışık huzmeleri sayesinde bambaşka yerlerde bambaşka şehirlerde olurdum birden. Hayallerle gerçekler arasında sıkışıp kalmışlığın hüznüydü yüzüme çöken. Sanki baktığım ışıklar büyük bir şehrin ışıkları, hareket eden canlıların arasındaki sadece benim görebildiğim o siyah gözler senin gözlerin ve o kuvvetli eller senin ellerindi. Ankara'ydı burası ve ben ordaydım. Bedenimle her ne kadar bu küçük kasabada olsam da ruhumla her gece dolaşırdım Ankara sokaklarını. İnsanların benimle dalga geçmesine, artık uyan burası senin küçük dünyan ve sen burada yaşamak zorundasın demesine aldırmaksızın dolaşırdı ruhum hiç usanmadan. Burada yanlızdım, ne ailem vardı ne de gerçek bir dostum. Kalbi kırık, hüzünlü bir aşk hikayesiyle adeta kaçtığım bu küçük kasabada yanlızğımdı tek arkadaşım ve de bana yaşama gücü veren hayallerim. Tek hayalim buradan uzaklaşmaktı. Kalbime gömdüğüm hüzünlü aşk hikayemi unutmak için geldiğim bu kasaba daha da karmaşık yapmıştı her şeyi. Daha da uzaklara gitmeliydim, hayatımda yeni bir sayfa açıp her şeye yeniden başlamalıydım. Ama bunu gerçekleştirmek için ne ailemin onayı vardı nede bana yardım edecek birileri. Böylelikle günler günleri kovaladı. Yeni arkadaşlarım oldu, yeni ortamlarım, yeni alışkanlıklarım ama eksik olan bir şeyler vardı. İçimde koca bir boşluktu bu eksikliğin adı. Kalbim heyecanla atmayalı öyle uzun olmuştuki. Çok kere denedi ama korktu adeta, yeniden üzülmeye gelemezdi çok yıpranmıştı çünkü. Hem herşey aşk yüzünden olmamışmıydı.  Artık yaz gelmişti koca hüzünlü bir sonbaharı ve arkasından daha da hüzünlü bir kışı geride bırakmıştım ve güneş ışıkları penceremden içeri girip  yüzüme vurduğunda bambaşka hissetmiştim kendimi mutluydum, içimde sanki iyi şeyler olacakmış gibi bir his vardı. Aslında günlerim artık çok da sıkıcı geçmiyordu. Arkadaşlarım artık dostumdu her gün bitmek tükenmek bilmeyen sohbetler, her derde deva şarkılar ve geçip giden mevsimlerdi peşi sıra gelen. Yine kış gelmişti ve bu kasabada 2 sene daha geride kalmıştı. Hayatımda pek çok şey değişmişti. Artık hüznün yanı sıra mutlulukta vardı yanıbaşımda. Değişmeyen tek şey hayallerimdi. Hayalimde bir gün bir çift gözün esiri olacaktım  ve bir çift kuvvetli el çekip alacaktı beni buradan ve ben Ankara'ya gidecektim. Niye mi Ankara; inanın bende bilmiyorum. O soğuk kış geceleri eve hapsolduğum vakitler Bir kaset almıştım Yedi karanfil adında. Hüzünlü bir nağmeyle Yılmaz Erdoğan "Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum." derdi. Öyle etkilenirdim ki bıkmak usanmaksızın dinlerdim tekrar tekrar. Bende gitmeliydim Ankara'ya. Vardı mutlaka benide bekleyen Tunalı Hilmide. Belkide ben birini sevebilme ihtimalini sevdim hep yıllarca. Ama artık ihtimal değil gerçek olmalıydı bu sevgi. Ertelemek anlamsızdı. Doğum günüm olacaktı sıcacık bir atmosferde tüm dostlarımla kutlayacaktık. İçecektik acılarımızı unutup sarhoş olmak için içecek çok ama çok eğlenecektik. Nereden bilecektim sarhoşluğumun içkiden değilde katran karası bir çift gözden olacağını. Çok yakın bir dostumun o akşam şehir dışından çocukluk arkadaşı onu ziyarete gelecekmiş ve istemsiz olarak meçhul adam benim doğum günüme iştirak etmek durumunda kalacaktı. Çünkü kasabada değildik şehir merkezine gelmiştik. Arkadaşlarımın hemen dönme şansı olmadığı için meçhul adamı da bu partiye davet etmek durumunda kalmışlardı. Lavobadan kuzenimde dönerken masaya göz attığımda gördüğüm tek şey o gecenin rengini almış o kapkara gözlerdi ve kilitlenmiştim adeta. Bu mu diyordum kuzenime sence gelen bu mu laf arasında zaten alay konusu olmuştu önceden bak seninki gelecek diye. Arkadaşım kendince beni ve arkadaşını yakıştırmıştı. Hani derler ya boyu boynuna huyu huyuna. Nereden bilecekti bu yakıştırmanın bir gün gerçeğe dönüşeceğini. O karşılaşma akşamının ardından günler günleri aylar ayları kovaladı ve arkadaş ziyareti bahaneleri artık senin için geldim cümlelerine dönüştü. Evet pencere arkası hayellerimin erkeğiydi o. Hayalimdeki gibi gece karası gözleri, kuvvetli elleri vardı Ankara'dan taaa oralardan benim için gelirdi. Ve bir gün bir mucize oldu tayinim Ankara'ya çıktı. İmkansızdı bu, olabilecek en son şeydi belkide. Sanki gizli güçleri olan biri beni çekti aldı oralara. Teslim etti sevdiğimin güçlü ellerine. Kader bir şekilde, arada her ne kadar kilometre taşları olsada, engelleri ortadan kaldırmak için benden yana olmuştu bu sefer. İlk defa hayallerimin bu denli gerçekleştiğine şahit olmuştum. Tıpkı kurguladığım gibiydi. Yeni bir şehir, yeni bir iş, yeni bir hayat vardı önümde artık. Yine küçük bir evim, yine çerçeveleri eskimiş bir pencerem, yine pencere arkası kuracağım hayallerim vardı. Sevdiğim adamla evlenmek vardı, çocuklarımın olması vardı, mutluluk vardı, huzur vardı bu sefer hayallerimde. Çok pencereler geçti sonrasında hayatımdan, çok hayaller kuruldu herbirinin arkasında.... Şu an o pencerelerden birinden sevdiğim ben ve çocuklarımla bakıyoruz hayata ve hayallerimize. Hiç bir zaman perde çekmeden dolu dizgin yaşıyoruz hayatı...........

 

Herkezin sevgililer günü kutlu olsun.......

 

Biz arnavut olduğumuz için malum börek tutkunuyuz. Hamura dayanamayız hal böyle olunca süreden kazanmak için elde açmak yerine yufkayla da yaptığımız olur ama asıl el açması börekler arnavutlarla özdeşmiştir. Bu tarif kuru yufkadan yapılan bir börek tarifi ve aslında herkezin bildiği çok basit bir tarif ama ben yine de yayınlamak istedim. Yufkaları halam kendisi açtı ve kuruttu hatta oturduğum şehirde bunun ticaretine başladı çünkü yufka açmak her yiğidin harcı değildir. Bizim gibi bunu beceremeyenler için iyi bir fırsat, sadece yufkayla yetinmeyip ev eriştesi, tutmaç, cimcik, mantı gibi pek çok hamur işini evde yapıp satıyor. Hem sevdiği bir işi yapıyor hemde para kazanıyor. Bizede eline sağlık deyip yemek düşüyor..

 

KURU YUFKA BÖREĞİ

Malzemeler:

 

- 6 adet kuru yufka

- yarım su bardağı sıvı yağ

- 1 su bardağı yoğurt

- İçi için harç (ben patatesi haşladım ezdim ve sıvı yağın içine 2 orta boy soğan koydum biraz soteledim sonra patatesi ekledim, tuz, karabiber ve biraz pul biber ekleyip kavurdum) Ama siz peynirli, kıymalı yada ıspanaklı harç kullanabilirsiniz.

 

Yapılışı

 

- Bir kabın içerisine yoğurt ve sıvı yağımızı koyup karıştıralım. Yağ gözünüze az geldiyse daha fazla koyabilirsiniz.

-Yufkaları ıslatalım ve tercihen yuvarlak tepsiye bir adet serelim normal tepside ise büyüklüğüne yada şekline göre kırıp o şekilde yerleştirelim.

-Üzerine yoğurt ve yağ karışımından sürüp 2. yufkayıda ıslatıp yerleştirdim ona da yağ-yoğurt karışımından sürdükten sonra 3. yufkayıda ıslatıp  yerleştirelim ve iç harcımızı eşit miktarda yufkanın üzerine yayalım.

-Daha sonra kalan 3 yufkayı da ıslatıp daha öncekiler gibi yağ yoğurt karışımı sürdükten sonra sırasıyla aynı işlemi yapalım

-En üsteki yufkaya da yağ yoğurt karışımı sürüp fırında kızarıncaya kadar pişirelim.

 

Afiyet olsun...

 

1

Perişan Kurabiye

11/2/2008 tarihinde yazıldı.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

Görüntüsene bakmayın lezzeti çok güzel

 

PERİŞAN KURABİYE

 

MALZEMELER:

1 yumurta,
1 su bardağı toz şeker,

Yarım baket yumuşamış margarin,

2 çay bardağı kuru üzüm, 

2 çay bardağı ceviz,

1  çay kaşığı tarçın
Aldığı kadar un

 

YAPILIŞI:

 şeker ve margarin biraz parmak uçlarıyla karıştırılır içine diğer malzemelerin tümü atılır ve en son göz kararı alabildiğine un ilave edilir. yağlanmış tepsiye dizilir.Önceden ısıtılmış fırında pişirilir.

 

Not: Aslında benim aldığım tarifte limon kabuğu ve vanilya ilavesi yoktu ama ben koydum. Sonuç güzeldi. Daha çok kurabiye için iki ölçü kullanmak iyi olur ve başka tariflerde baktığım kadarıyla kabartma tozu ve kayısı, incirde ilave etmişler. Artık size kalmış evde hangisi varsa ilave edebilirsiniz.

 

6

Kır Pidesi

4/12/2007 tarihinde yazıldı.
Yorum (6) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

Hafif ve lezzetli bir pide çeşidi olan kır pidesini artık evde yemeği tercih ediyorum. Hem malzemesi daha bol hemde özellikle ıspanaklı tercih edenler için evde yıkamanın verdiği rahatlıkla daha temiz olduğu hissiyle yemek çok daha güzel oluyor. Bu tarifi mekanımız mutfak adlı siteden aldım. Benimkisi harç olarak farklı.

 

Malzemeler:

-4 su bardağı un

-1 paket instant kuru maya

-tuz

-1 su bardağı süt

-2 çorba kaşığı sıvıyağ

İç Harcı:
-1 kilo ıspanak

-2-3 adet pırasa 

- İstediğiniz miktarda peynir 

-1 adet yumurta

-Bir miktar tereyağı (üzerine sürmek için)

-Bir miktar tuz

Harcın Hazırlanması

Ispanakları ve pırasaları iyice yıkayıp süzdükten sonra sıvı yağda biraz kavuralım. Daha sonra ocaktan alıp kavrulmuş malzemelerimizin içine soğuduktan sonra 1 yumurta ve arzu edilen miktarda peynir ve peynirimizin tuzuna göre bir miktar tuz ilave edip 1 yumurta kıralım ve karıştıralım. Her ne kadar sebzeli içler çiğ olarak pide harcına konulsa da ben kavurmayı tercih ettim. Siz çiğde koyabilirsiniz. Ya da patates ve kıymalıda yapabilirsiniz.

Yapılışı:
Un, maya ve tuzu karıştırın. Süt ve sıvıyağı ekleyerek yoğurun. Sert olursa ılık su ekleyebilirsiniz. Hamuru 6-7 bezeye ayırın. Hamurların üzerini kapatarak bir kenarda dinlendirin. Bu arada iç harcını hazırlayın. Yaklaşık 20 dk mayalanmış bezelerin her birini oval biçimde un yardımıyla açın. Harçtan içine uzunlamasına koyun. Kenarlarını ortasına doğru kapatın. Uç kısımlarını bükerek birbirine tutturun. Yağlı tepsiye veya yağlı kağıt yerleştirdiğiniz tepsiye pidelerinizi yan yana dizin. Ben 4 adet sığdırdım. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Fırından çıkarttıktan sonra üzerine tereyağı sürerek servis yapın.
Afiyet olsun...

 

NOT: Ben kır pidesini yaparken iç harcım yetmedi hemen biraz kıyma ve soğanı kavurup kıymalı harç hazırladım son pidemin içi kıymalıydı. Ben yanlışlıkla kıymalı olanının resmini çekmişim yayınladıktan sonra fark ettim.

5

Üzümlü Cevizli Kek

3/12/2007 tarihinde yazıldı.
Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

Bizim evde mutlaka kek, yaş pasta yada kurabiye tarzı şeyler bulunur. Çocukların olmazsa olmazlarıdır. En çokta oğlum bayılır tatlıya. O nedenle acil tarafından yapılmış bir hafta sonu keki.

 

CEVİZLİ ÜZÜMLÜ KEK

 

Malzemeler:

 

-3 yumurta

-1.5 su bardağı şeker

-1 su bardağı süt

-1 su bardağı sıvı yağ

-1 paket vanilya

-1 paket kabartma tozu

-3 su bardağı un

-1 su bardağı iri ceviz

-1 su bardağı çekirdeksiz üzüm

-1 limon kabuğu rendesi

 

Yapılışı:

- Yumurta ve şeker çırpılır içine sırasıyla sıvı yağ, süt, limon kabuğu rendesi, vanilya ilave edilip çırpılır en son olarak un ve kabartma tozuda konulup biraz karıştırıldıktan sonra yağlanmış kek kalıbına dökülür.

- Kekimizin en üzerine cevizler ve üzümler ilave edilir ve 170 derece ısıda pişirilir.

 

Not: Ceviz ve üzümü dibe çökmesin diye kekin en üstüne koydum. Cevizden yana bir problem yaşamadım ama ne zaman üzüm koysam dibe çöktü ve kalıptan çıkartırken kekim darmadağın oldu. O nedenle en üste koydum.

1

Çiğ Köfte

30/11/2007 tarihinde yazıldı.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

 

Bu yaz eşimin Adanalı olması dolayısıyla ve daha öncede bir müddet benimde ikamet ettiğim memlekete gidince meşhur kebabını yemeden edemediğmiz Hasan Usta adlı kebapçıda çektim bu resmi. Keşke kendi yaptığım bir çiğ köfte olsaydı ama maalesef ne o marifet ne de onu yoğuracak bilek gücü bende yok. Eşim desen Adanalı olmasına rağmen acıyla arası hattinden fazla kötü biri olarak zaten onda da bu tür marifetler yok. Ama ben bu işin erbabı olmasa da bu yolda ilerleyen bir arkadaşımın eşinden aldım bu tarifi.

 

ÇİĞ KÖFTE

 

Malzemeler:

-10 kişilik çiğköfteye 5 su bardağı köftelik bulgur,

-500 gram dövülmüş (veya mikserde çekilmiş) yağsız kara et,

-6 yemek kaşığı kuru isot (biber),

-1 tatlı kaşığı tuz, biraz karabiber 

-8-10 adet yeşil soğan,

-1 kuru soğan,

-1 demet maydanoz,

-1 tatlı kaşığı salça

 

Yapılışı:

-Yeşil soğan ve maydanoz yıkanıp, incecik doğranarak daha sonra karıştırılmak üzere bekletilir. Daha sonra özel olarak yaptırılmış köfte leğenine, tuz, kuru isot (biber) kara biber, salça, et, doğranmış kuru soğan ve sarımsak alınarak yoğrulmaya başlanır. İyice karışınca çiğ köftelik bulgur yavaş yavaş alınarak yoğrulmaya devam edilir. Leğendeki malzemeler, çok az suyla yavaş yavaş bastırılarak, bulgur yumuşayıncaya kadar yoğrulur. Kıvamına gelinceye kadar yoğrulan çiğ köfteye daha önce doğranarak hazırlanmış maydanoz ve soğan karışımı eklenir, hafifçe ezilerek toparlanır. Avuç içi halinde sıkım yapılarak tabaklara konulur.

-Marul ve nar ekşisi le birlikte ikram edilir.

 

Afiyet Olsun.

 

 

Sitene ekle
Google